Fenerin Yaktığı işportacı..

Fenerbahçe’nin Türkiye Kupası finalinden başarı ile çıkacağını düşünerek kendi çapına göre büyük bir sermaye yatıran işportacı bir vatandaş maçtan sonra “mahvoldum ben” dedi. İşte Fener’in yaktığı işportacının hazin hikayesi….

 

 

Sporun müthiş bir ekonomisi de var. Takımların yenmeleri yada yenilmeleri sadece kendi sportif başarıları açısından değil, aynı zamanda spor endüstrisi ve ona bağlı sektörler açısından da büyük önem taşıyor.

Geçtiğimiz günlerde katıldığı bir televizyon programında spor adamı İhsan Kalkavan çarpıcı şeyler anlattı. Spor medyasının öncelikle Fenerbahçe’nin şampiyonluğunu arzu ettiğini, sonra sırasıyla G. Saray, Beşiktaş ve Trabzonspor’un geldiğini söyledi. Fenerbahçe’nin medyaya olan tiraj getirisinin ve piyasalara olan ekonomik girdisinin hepsinden fazla olduğunu anlattı.

Sırf bu nedenle bile, Bursaspor’un şampiyonluk şansının oldukça düşük olduğunu, başta medya olmak üzere spor camiası açısından da öncelikli tercihin Fenerbahçe olduğunu anlattı. Hatta belki şaşıracaksınız dedi, diğer büyük takımlar da bu ekonomik döngü açısından nihayetinde F. Bahçe’nin şampiyonluğunu Bursa’ya tercih ederler dedi. Bu çarkın kendi içinde bir düzen oluşturduğunu ifade etti.

Nitekim bunun çarpıcı örneklerinden birine dün denk geldim.

Trabzonspor’un Fenerbahçe’yi 3-1 mağlup etmesi ile sonuçlanan Ziraat Türkiye Kupası finalini izledikten hemen sonra evden çıktım ve İstanbul’un Altunizade semtinden Mecidiyeköy’e gitmek üzere metrobüse bindim. Kadıköy istikametinden gelen otobüsün en arkasına doğru ilerlediğimde hemen her boydan çok sayıda Fenerbahçe bayrağının bir yığınak halinde arkada istiflendiğini gördüm.

Bayrakların yanında ağlamaklı bir adam, onun yanında da oğlu olduğunu sandığım 10-12 yaşlarında bir çocuk vardı. Adama, “hayrola, bu kadar çok bayrakla nereye böyle” dediğimde, “mahvoldum ben” dedi. “Neden ki?” diye sorduğumda, bayrakları Fenerbahçe’ye güvenerek iadesiz aldığını, çok fazla para yatırdığını, şimdi hepsinin elinde kaldığını, maçın bitiminin ardından 15-20 dakikada tamamını satmayı hayal ederken, maçtan sonra kimsenin dönüp bakmadığını anlattı.

Ardından, “Mesela sen Fenerli olsaydın alır mıydın, almazdın?” dedi. “Fenerliyim ama, doğrusu ben de almazdım. Evden buraya kadar elinde Fener bayrağı olan kimseyi görmedim. Şu an kim eline Fener bayrağını alıp taşıyabilir, pencerelerine asabilir ki…”  dedim. “Öyle işte, baktım dönüp bakan yok, topladım çıktım yola” dedi.

Bu arada diğer yolcular girdiler muhabbete… “Fener’e güvenilip de bu kadar bayrak alınır mı” diyen de oldu, perşembenin gelişi çarşambadan bellidir deyip, 27 yıldır kupayı alamayan Fener’e güvenip bu kadar anlamsız yatırım yapmak akıl karı mı diyen de…

Yolcular konuştukça adamın üzüntüsü derinleşti. Derken biri, “üzülme, 10 gün sonra Fener ligi şampiyon bitirirse hepsini o zaman satarsın” deyince, adam sevinecek mi acaba diye, bir umut birden döndüm baktım yüzüne. Fener’in teknik direktörü Daum’un sahaya boş boş bakışı gibi, ölü gözlerle baktığını gördüm yine de etrafına… 10 gün sonrası için bile, bir umut emaresi yoktu yüzünde…

Bugünkü yazıyı yazmak için gecenin ilerleyen saatlerinde bilgisayar başına oturduğumda, onca konu varken yazılması gereken, önünde bir yığın Fener bayrağı, yanında en az kendisi kadar üzüntülü oğlu, mahzun duruşlu işportacının yüzü belirdi gözümün önünde… “Sadece takımın itibarını değil, gariban bir işportacıyı da yaktın Fener” diye geçirdim içimden…

Sonra bir zamanların sıradışı siyasetçisi ve Liberal Demokrat Parti LDP Genel Başkanı Besim Tibuk’un sözleri geldi aklıma…

Besim Tibuk, “ülkede işlerin rast gitmesi, moral değerlerin yüksek ve piyasaların istenilen kıvamda olması için, daha lig başlarken Fener’i şampiyon ilan etmeli” demişti.

Besim Tibuk bunları şaka mı söyledi, ciddi mi bilinmez ama, sporun Fenerbahçe ayağı hakikaten alem… Fenerbahçe’nin Türkiye Kupasını 27 yıldır alamaması ise, hakikaten bir şaka gibi…

Çok sayıda bayrak istifleyen işportacımız bu istatistiki bilgiden haberdar mıydı bilinmez ama, Cimbom ile olan karşılaşmaları dışında Fenerbahçe’nin oynadığı maçlarda skor konusunda emin olabilen bir Allah’ın kulu var mı?

Son olarak, haber olarak dikkatinizi çektiğini de düşündüğüm ilginç bir bilgiyi de aktaralım.

Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan Türkiye Kupası finalinden yaklaşık 15 gün önce sahada çekilen bir fotoğrafta, GAP Stadyumu’nun skorboardunda yapılan test çalışmaları sırasında 3-1 skoru yazılı olduğu objektiflere yansımış. Oynanan maçın ardından tabela yine aynı skoru gösterince, yetkililer hayretlerini gizleyememişler.

Fener’in makus kaderi, elektronik ekranlara, duvarlara bile kazınmış demek ki..

Başka ne söylenebilir ki…

Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber 7

Bu haber 6 Mayıs 2010 tarihinde tarafından Genel kategorisi altına yazılmış. 227 defa okunmuş ve Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış


Yorum yapın


Copyright ©2007-2012 Güven Internet Çözümleri Ticaret Ltd. Şti.
Sohbet Sohbet 99.Net sohbet sitemizde çet chat yapılmaktadır. Seviyeli sohbet ve muhabbet için bizi tercih edebilirsiniz msn sohbet cet sohbet sohbetchat sohbet odaları